eAVRUPA BİRLİĞİ
VE TURİZM
Bilindiği üzere Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki katılım
müzakereleri 3 Ekim 2005 tarihinde resmen başlatılmıştır. Müzakere
Çerçevesinde, Birliğe katılımın ne anlama geldiği tarif edilmiştir.
Buna göre katılım, aday ülkenin, müktesebat olarak adlandırılan,
Birlik sistemine ilişkin tüm hak ve yükümlülükler ile Birliğin
kurumsal yapısını kabul etmesidir.
Aday ülke statüsündeki Türkiye’de, 10-11 Aralık 1999 tarihlerinde
gerçekleştirilen Helsinki Zirvesi Sonuç metni 12. maddesine göre
ulusal mevzuatını gözden geçirerek AB mevzuatı ile uyumlandırmak
durumundadır.
Müzakereler 35 başlık altında sınıflandırılan AB Mevzuatı
çerçevesinde yapılacak olup, söz konusu başlıkların büyük çoğunluğunu
ekonomik konular oluşturmaktadır. Katılım müzakerelerinin başlamasıyla
birlikte, Türkiye AB ilişkilerinde teknik konuların ağırlık kazandığı
görülmektedir. Müzakere süreci, özel sektörler açısından son derece
önem kazanmıştır.
Avrupa Birliği, ortak politikalar geliştirmiştir.Bu ortak politikaları
tüm üye ülkelerce benimsenmesi gereken temel ilkeleri belirlemekte
olup üye devletlerin farklı uygulamalarından doğabilecek sorunları
ortadan kaldırarak Birlik düzeyinde uyumu sağlamaktadır.
Türkiye ile AB arasındaki katılım müzakerelerinin çok önemli bir
parçasını oluşturan bu politikalara uyum çerçevesinde
gerçekleştirilecek reformların, ülkemizin hukuki, ekonomik ve sosyal
sisteminde önemli değişikler meydana getireceği ve bu kapsamlı
değişikliklerden özel sektörlerin önemli ölçüde etkileneceği açıktır.
Bu nedenle, müzakere sürecinde özel
sektörlerin dikkat etmesi gereken hazırlıklar:
·
AB ortak
politikaları konusunda bilgi sahibi olması,
·
Türkiye'nin bütünleşmekte olduğu AB sisteminin parametrelerini
uygulayabilir duruma gelmesi,
·
özel
sektörlerin korunması ve uyum stratejileri geliştirmeleri,
·
bilgi birimleri, kapasiteleri
ve kaynaklarını arttırmaları,
hayati önem taşımaktadır. Söz konusu
hazırlıkların sağlıklı yapılması halinde yapılan değişiklikler
fırsatlara, aksi halde riske dönüşebilir.
Avrupa Birliği ve Türkiye için Turizmin Önemi
Avrupa Birliği çeşitliliği ile aralarındaki
farklılıkları koruyarak bir çok ortak değere sahip yenileşme ve
bütünleşme sürecindedir. Turizm, halklar arasındaki bütünleşme
açısında son derece önemlidir. Turizm, Avrupa kimliğine güç katmakta
ve Avrupa değerlerinin uluslararası sahnede tanıtılmasına katkı
sağlamaktadır.
AB’nin bir
çok sektörle ilgili ortak politikası olmasına rağmen turizm sektörüyle
ilgili henüz “ortak politika” geliştirilmemiştir.
Ancak turizm sektörü aşama aşama AB’nin
gündemine girmiştir.
AB’de Turizm sektörüne yönelik politika
üretilmesi amacıyla AB Komisyonu 1 Haziran 1982’de “Topluluk Turizm
Politikası Başlangıç Çerçevesi” adı altında bir Raporu Konseye
sunmuştur.
1986 yılında Turizm Danışma Komitesi
kurulmuştur. Üye devletlerin temsilcilerinden oluşmuştur.
1990 Avrupa Turizm yılı olarak ilan edilir.
Üye devletlerin temsilcilerinden oluşur ve yılda birkaç kez toplanır.
Avrupa Üye Devletleri arasında, 7 Şubat
1992’de imzalanan Avrupa Birliği Antlaşması’nın 3 (u) sayılı
maddesinde, Topluluk hedeflerine ulaşmak için turizmin
geliştirilmesine yönelik “tedbirler” veya temel ilkeler için yetki
verilmiştir.
Turizmin geliştirilmesi ve yönetilmesi, her
şeyden önce üye devletlerin yetki alanı içinde olduğundan, bu
yeniliğin, turizme bir Avrupa boyutu verme fırsatı anlamına geldiğini
söylemek yerinde olur. Ayrıca, Bilgi, uygulama ve uzmanlık alışverişi
yoluyla, Topluluk ve ülke politikalarında,
hem kamusal hem de özel, sınır ötesi
işbirliğini desteklemek bir öncelik haline gelmiştir. Ekonomik ve
sosyal gelişmenin ve kaynaşmanın teşvik edilmesi bir turizm stratejisi
hedefi olmuştur.
1995 yılında Birliğin Turizm alanındaki
rolünü tartışmaya açan “Yeşil Kitap” yayımlanmıştır.
2001 Avrupa Komisyonu “Working Together For
the Future of European Tourism” belgesini sunmuştur: Komisyon, bu
belgeyle Avrupa’nın turizm sektörünün rekabet gücünden nasıl
yararlanılacağı konusundaki fikirlerini sunmuştur.
2002 turizm özelindeki ilk Konsey Kararı
alınır: Turizmin AB yasamalarından etkilenmesinin sıkı takibini talep
eden ve Avrupa’nın bir destinasyon olarak tanıtılmasında yeni
fırsatlar yaratılmasının araştırılmasını öneren bir karardır.
Belirtmek gerekir ki, turizmin bir çok
farklı alanları ilgilendirmesi nedeniyle, turizmin konuları arasında
Turizm sektöründe mesleki güvenlik ve sağlık, çevre, bölgesel
kalkınma, tüketici hakları, bölgesel kalkınma, istihdam,serbest
dolaşım, vergilendirme, kültür, eğitim araştırma gibi bir çok konu yer
almaktadır.
Turizmin ekonomiye katkısı son derece
önemlidir.
Turizmin, istihdam yaratılmasında ve
bölgesel kalkınmada önemli bir rolü vardır.
Turizm sektörü AB içinde 8 milyon kişiye iş
imkanı sağlamaktadır.
Turizm sektörü ile yakın ilişkisi olan ulaşım ve dağıtım gibi
sektörlerde düşünüldüğünde, istihdam edilen kişi sayısı 20 milyona
çıkmaktadır.
25 AB üyesi ülke turizmden toplam 280
milyar dolarlık gelir elde etmektedir. Bu gelir dünya turizm gelirinin
yaklaşık %45’idir.
Türkiye açısından durum
değerlendirildiğinde 2001 tarihli DİE’e raporuna göre Turizm’de
İstihdamın Genel içindeki yeri, 19 742 000 kişi olup Turizmde
doğrudan doğruya istihdam payı %5,10’dur. Dolaylı istihdam payı
12,76’dır.
Üye devletleri Avrupa Birliği’ne bağlayan
hak ve yükümlülükler ortak temelinin bütününü tanımlayan ve sürekli
olarak gelişmekte ve değişmekte olan AB müktesebatı (acquis
communautaire) oluşturan unsurlar: Avrupa Topluluğu’nu Kuran Antlaşma
(Roma Antlaşması) ile onu tadil eden Antlaşmaların (Tek Senet,
Maastricht Antlaşması, Amsterdam Antlaşması, Nice Antlaşması) yanı
sıra, Topluluk kurumları tarafından kabul edilen tüm ikincil mevzuat
(tüzük, direktif, karar, vb.) ile Adalet Divanı içtihat hukuku; Birlik
dahilinde kabul edilmiş beyan ve açıklamalar; ortak güvenlik ve
savunma politikası çerçevesinde kabul edilen ortak tutum ve eylemler,
imzalanan sözleşmeler, deklarasyonlar ve diğer tüm belgeler; adalet ve
içişleri çerçevesinde kabul edilen ortak tutum ve eylemler, imzalanan
sözleşmeler, deklarasyonlar ve diğer tüm belgeler; Topluluk tarafından
imzalanan uluslararası Anlaşmalar ile üye ülkelerin Birlik
faaliyetlerine ilişkin kendi aralarında imzaladıkları anlaşmalardır.
Maastrich Antlaşması bir turizm politikası
oluşturulması için gerekli temel prensiplere yer vermemektedir. Bu
durum, AB içinde Bakanlar Konseyi’nin turizm ile ilgili her eylemde oy
birliğine varmasını gerektirmektedir.
TÜRSAB olarak katkılarımız:
TÜRSAB olarak, kamu ve özel sektör turizm
kurumlarıyla ortaklaşa çalışmalar yapmaktayız. Turizm politikalarının
geliştirilmesinde de önemli görevler üstlenmekteyiz.
1) TÜRSAB'ın çalışmaları arasında
uluslararası ilişkiler ve görev kapsamı içinde yürütülen tanıtım
faaliyetleri önemli bir yer almaktadır. TÜRSAB, Dünya Turizm Örgütü
(WTO), Uluslararası Seyahat Acentaları Birlikleri Federasyonu (UFTAA),
Avrupa Birliği içindeki Seyahat Acentaları ve Tur Operatörleri
Birlikleri Grubu (ECTAA), Uluslararası Tur Operatörleri Birliği (IFTO)
gibi uluslararası önemli kuruluşların üyesidir.
2) TÜRSAB, diğer ülkelerin muadil
organizasyonları, tur operatörleri, seyahat acentaları birlik,
federasyon gibi örgütleri ile ikili ve çok taraflı ilişkilerin
geliştirilmesi yönünde de faaliyetler yürütmektedir.
3) 2001 yılında, TÜRSAB bünyesinde
Avrupa Birliği uyum
sürecinde turizmin Avrupa Birliğine uyum yasalarını ele aldığımız
"Avrupa Birliği ve Turizm" adı altında bir kitap hazırlandı ve
yayımlandı.
4) TÜRSAB bünyesinde
hazırlanan ve yayımlanan önemli kaynaklardan birisi de “Avrupa Birliği
Turizm Politikaları ve Türkiye” adlı kitaptır.
5) AB müktesebatına uyum sürecinde,
müktesebatın ülkelerimizin ulusal hukuk sistemlerine aktarılmasının
kolaylaştırılması, ve müzakereler esnasında sorun çıkabilecek
alanların tespit edilmesi gerekmektedir.Bu değerlendirme sonucunda
ülkemizin kabul edeceği ve tamamlayacağı mevzuat alanlarının ve
özellikle de Topluluk mevzuatı ile çelişen ve değiştirilmesi ya da
kaldırılması gereken düzenlemelerinin belirlenmesi önemlidir.
Bu Kapsamda, TÜRSAB, değişen, gelişen,
dinamik bir yapıya sahip olan Avrupa Birliği Müktesebatı kapsamında
olan ve Turizmi etkileyecek her hususu incelemekte ve gerekli
çalışmaları sürdürmektedir.
6) AB’li turizm şirketlerinin büyük bir
çoğunluğu (%99) ve 250 kişiden daha az eleman çalıştıran KOBİ’lerden
oluşmaktadır. Avrupa’nın tüm KOBİ’lerinin %7,4’ü bu endüstride
faaliyet göstermektedir.
Türkiye OECD’nin KOBİ’leri desteklemeye
yönelik temel kriterleri içeren dökümanı ve AB KOBİ Sözleşmesini kabul
ederek, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle aynı politika ve
prensipleri benimsediğini kabul etmiştir.
Bu kapsamda KOBİ’lerin sınıflandırılmasına
yönelik;
18.11.2005 tarih ve 25997 sayılı Resmi
Gazetede 2005/9617 Sayılı Karar ile “Küçük ve Orta Büyüklükte
İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve sınıflandırılması Hakkında
Yönetmelik” yayımlanmıştır.
Yönetmelik 18.11.2005 tarihinden itibaren 6
ay sonra yürürlüğe girecektir.
Bu çerçevede, yönetmelik kapsamındaki
koşullara uyan seyahat acentaları da KOBİ kapsamına alınmaktadır.
7) Türkiye- AB arasındaki gelişmeleri, AB
resmi kurumlarınca yayımlanmış rapor ve bildirileri takip etmek,
Ulusal ve Uluslararası seminerlere katılmak üye acentalarımızı
bilgilendirmek.
Avrupa Birliği’nin Turizm ve Kültür
konularındaki mevzuat ve politikaları başta olmak üzere, Avrupa
Birliği’nin çevre politikası, tüketici politikası,
ulaştırma rekabet, vergi, KOBİ, sosyal
politikası gibi Türk Turizmini doğrudan ya da dolaysız olarak
etkileyebilecek her tür konuya titizlikle eğiliyoruz.
8) AB, iş gücü piyasasına ve çalışma
koşullarının iyileştirilmesine yönelik tedbirler için prensip
ilkelerin bir şekilde hayata geçirilmesi yolunda tüm üye devletlere
şart koşmuştur.
Turizm faaliyetlerini etkileyen faktörleri
belirleyip kaynaklar arayarak sektörde verimliliği, rekabet gücünün ve
ortamının gelişmesini, tüketicinin etkin olarak korunması ve doğru
bilgilendirilmeleri, doğal ve kültürel çevrenin korunması ve
geliştirilmesi,turizm sektörünün çalışma şartlarının daha kaliteli
hale gelmesi için çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.
9) AB’de geliştirilmeye çalışılan turizm
politikasıyla Türkiye’nin turizm politikası arasında büyük ölçüde uyum
vardır.
Türkiye’de de tüketici haklarına ilişkin yapılan yasa değişiklikleri
ile lehlerine birçok olumlu değişiklikler getirilmiş ve tüketicinin
haklarının sınırları genişletilmiştir.
Bu çerçevede;
1- 4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanunun 6. C maddesinde tanımlanan paket tur sözleşmelerine
ilişkin usul ve esasların Bakanlık tarafından belirlenmesi yetkisi
kapsamında 13.06.2003 tarih ve Paket Tur Sözleşmeleri Uygulama Usul ve
Esasları Hakkında yönetmelik” “Tanıtım başlıklı 12. maddenin 3.
fıkrası alt (d) başlığında, tanıtım broşürünün açıklanması yanı sıra
seyahat acentasının tüketiciyi sözleşme akdedilmeden önce yazılı
olarak bilgi vereceği hususlar içerisinde “tüketici tarafından iptal
masraflarını ya da kaza veya hastalık halinde ülkesine geri gönderilme
de dahil olmak üzere yardım masraflarını teminat altına alacak, isteğe
bağlı bir sigorta sözleşmesi yapılması ile ilgili bilgiler” yer
almakta olup yönetmelikte ihtiyari sigorta düzenlenmiştir.
Kuşkusuz, tüketicilerin menfaatlerinin korunması kamu yararını
oluşturacaktır.
2- 1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği
Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
ile Sigorta Zorunluluğunun getirilmesi talep edilmiştir.
3- Avrupa Birliği ülkelerine yapılacak
seyahatlerde vize verilmesine yönelik sağlık sigortası yapılması
zorunluluğu aranmaktadır. Bu nedenle T.C. Başbakanlık Hazine
Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü kapsamında yapılan
çalışmalarda da Seyahat Sağlık Sigortasının zorunlu hale
getirilmesinin faydalı olacağı açıklanmıştır. Gerekçelerinde
açıklandığı üzere böylelikle ;
a- )Yurt dışına giden sağlık giderleri kontrol altına alınabilecektir.
b- )Yurt dışına çıkan herkesten alınacak seyahat sağlık sigortası
primi nedeni ile sigorta geliri elde edilecektir.
Dünya Seyahat Sigortası Uygulamaları da bu kararın alınmasını
sağlamıştır.
1-)Schengen ülkelerinde vize alabilmek için seyahat sağlık sigortaları
zorunludur.
2-) Rusya Federasyonu ve Türk
Cumhuriyetler, Çek Cumhuriyetinde seyahat acentası kanalı ile tur
paketi alındığında seyahat sigortası alımı zorunlu kılınmıştır.
3-) Avrupa ülkeleri vatandaşları EEA ( European Economic Area )
bölgesinde
seyahat ederken Avrupa Sağlık Sigortası Kartı almak zorundadırlar.
Buna göre bu kart Avrupa’da seyahat etmeyi Avrupa vatandaşları için
oldukça kolaylaştırmaktadır. Herhangi bir üye ülkede hastalığa karşı
sigortalanmış ve iş, çalışma veya turistik bir amaçla geçici olarak
bir başka üye devlet içinde seyahat eden tüm kişiler bu kartı
kullanabilirler.
Kart geçici olarak konaklama yapılacak olan üye ülkede herhangi bir
sağlık harcamasının geri ödemesinin yapılabilmesi amacı ile düzenlenen
ve herhangi bir üye devlet sınırında geçici olarak konaklamak için
hareket etmeden önce alınması gereken E 111 formunu ortadan
kaldıracaktır. (bu form turistler tarafından kullanılmaktadır)
Prensip olarak, üye devletlerin ( Almanya, Belçika, Danimarka,
İspanya, Fransa, Finlandiya, Yunanistan, İrlanda, Lüksemburg ve İsveç
) kuruluşları istek üzerine sigortalılara l. Haziran 2004 tarihinden
itibaren vermek zorundadırlar. Bazı üye devletler henüz bu kartı
basmak için gerekli koşulları hazırlaması zorunla hale getirilmiştir.
Burada belirtmek isteriz ki, İngiltere’de seyahat sigortalarının
zorunlu olmayıp, yoğun kampanyalarla sigortanın önemi anlatılmaktadır.
Seyahat Sigortası zorunluluğu kapsamındaki teminatlar genel olarak;
Ani rahatsızlık ve hastalıklara ilişkin tıbbi tedavi teminatı,
Sigortalının tedavinin verilebileceği en yakın sağlık kuruluşuna
seyahatı veya nakli,
Sigortalının taburcu olduktan sonra ikametgah adresine nakli,
Vefat eden sigortalının nakli,
Bu kapsamda Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye’den seyahat edecek
tüketicinin gidilecek ülke için vize alma koşulları arasında bu
sigorta aranmış olması nedeni ile acentalar, zorunlu olarak Seyahat
Sağlık Sigortası yaptırmaktadır. Bu sigortaların 30.000 EURO teminat
limiti bulunmaktadır.
Bunların dışındaki teminatlar sigorta şirketlerince ek prim
karşılığında verilebilir.
Asistan Firmalar;
Seyahat sağlık sigortalarında asistan firmalar sigorta şirketlerine
yardımcı olarak sigortalıların iş ve işlemlerini kolaylaştırmaktadır.
Yukarıda sayılan
- İlaç gönderilmesi,
- Acil mesajların gönderilmesi
- Bilgi servisi,
- Hukuki danışma,
- Sağlık nakli,
- Vefat nakli,
- Nakit avans,
- Kefalet için avans ödeme,
- Refakatçi konaklama,
- Tedavi nedeni ile konaklama,
gibi hizmetleri sunabilmektedirler.
Yurt dışı uygulamaları göz önünde tutularak; T.C. Başbakanlık Hazine
Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü, 1.03.2006 tarihinde
yürürlüğe koyduğu “Seyahat Sağlık Sigortası Genel Şartları”nı sigorta
şirketlerine
duyurmak sureti ile bu kapsamdaki sigorta poliçelerinde yer alması
gereken hususları tanımlamıştır.
Turizm konusunda hukuki anlamda bağlayıcılığı olan bir Topluluk
politikası olmamasına rağmen, AB müktesebatı içinde son derece önemli
bir yeri olan turizme ilişkin düzenlemeler, yönergeler, kararlar ve
tavsiyeler Türk Turizm sektörüne çeşitli alanlarda yeni yükümlülükler
getirecektir. AB’nin özellikle tüketicilerin korunması, bilgi
teknolojileri, çevre ve sürdürülebilir gelişme ile ilgili
politikalarına Türkiye’nin uyumu, aynı zamanda Türk turizm sektörünün
Avrupa Birliği turizm sektörüne uyumunu kolaylaştıracağını belirtmek
yerinde olur.
Avrupa Birliği katılım ortaklığı sürecinde TÜRSAB olarak, ilgili
konulardaki gelişmeler yakından izlenmekte olup zühur ettiğinde ve
gerektiğinde çalışmaya, bundan sonra da her türlü katkı sağlamaya
hazırdır.